-
Tarih: 01.03.2021
Taraflar Ticari Defterlerini Yasaya Uygun Tutmuş Olsalar Dahi İki Tarafın Defterleri Birbirlerine Aykırı İse Ticari Defterler Delil Vasfı Kazanmaz
YARGITAY
ONDOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ
Esas | : 2018/1179 |
Karar | : 2020/356 |
Tarih | : 10.02.2020 |
MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davası hakkında ilk derece mahkemesinden verilen davanın reddine yönelik hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması sonucunda Adana BAM 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davacının davalıdan 300 ton mandalina satın almak üzere sözlü bir sözleşme akdettiklerini, davacının davalıya 2 seferde 15.000,00’er TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL banka kanalı ile ödeme yaptığını ayrıca davacının davalıya 3 adet toplam 110.000,00 TL tutarında çek ciro ederek verdiğini, davacının bu sözleşme gereğince üzerine düşen edimleri ifa ettiği ancak davalının teslim etmek zorunda olduğu mandalinaları teslim etmeyerek temerrüde düştüğünü, davalının buna karşılık aynı zamanda aldığı nakit ve çekleri de iade etmediğini, buna karşılık aldığı çekleri Mersin 6. İcra Müdürlüğü'nün 2015/12423 esas sayılı dosyası ile işleme koyduğunu ve davacının borcunu ödediğini, bu durumda davalının sebepsiz zenginleştiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 142.372,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, açılan davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi ortada sebepsiz mahiyette bir zenginleşme bulunmadığını, davalının uhdesinde çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle yasal hakkı olan icra takibi hakkını kullandığını, davacının olmadığını iddia ettiği borcu icra takibi sırasında ödediğini iddia etmesi durumunda istirdat davası açması gerektiğini, istirdatta ise icra takibinde icra zoruyla ödenen paranın geri alınmasının sözkonusu olduğunu, davalının ibraz ettiği çeklerin ciranta olan davacı tarafından ciro edildiğini, davacının ciranta olduğundan bahisle iddia ettiği zararını tazmin etme amacı ile davalıya başvurduğunu, bu nedenle taraf sıfatı olmayan davacının davasının usulden reddinin gerektiğini, davacının icra takibinde ödediğini iddia ettiği iki adet 15.000,00 TL'nin bu dosya borcuna istinaden yapılmadığını, bunun aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının yaptığı iki adet 15.000,00.TL ödemede başkaca bir açıklama yapılmadığı için davacının davalıya olan borcunu ödemek için bu havaleyi yaptığını, icra takibine konu üç adet çeklerin sebepten mücerret olduğunu, herhangi bir nedene dayanmak zorunda olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın ticari defterinin kendi lehine delil oluşturabileceği ve kayıtlara göre davalının dava tarihi itibariyle davacı tarafa bir borcunun görünmediğinin tespit edildiği, davacı tarafın defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 138.000,00.TL alacaklı olduğunun görüldüğünün tespit edildiği, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere taraflar ticari defterlerini yasaya uygun tutmuş olsalar bile iki tarafın defterleri birbirine aykırı ise ticari defterlerin delil vasfı kazanmayacağı, davacı taraf bu delilin yanında tanık deliline dayanmış ise de karşı taraf tanık dinlenmesine muvafakat etmediğinden dava değeri dikkate alınarak yasa gereği davacı tarafın tanık dinletme talebinin reddedildiği, davacı tarafın 07/11/2014 ve 28/10/2014 tarihinde davalıya yapmış olduğu ödeme dekontlarının havale kısmında da niçin gönderildiğine dair herhangi bir açıklama olmadığından davacı tarafın davalıdan alacaklı olduğu hususunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi’nin 2018/120 esas ve 2018/106 karar sayılı ve 08/02/2018 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Not: Corpus'da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.
-
Mükellefe sahte fatura kullanma suçu isnad edilmeden önce faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için; sevk ve taşıma irsaliyelerin teslim ve tesellüm belgelerinin getirtilmesi, faturaları düzenleyen mükellef ile kullanan mükellefin ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir
-
Tarih: 20.03.2025
-
-
Eksik inceleme sonucu sahte fatura düzenleme/kullanma suçu isnad edilerek mahkumiyet hükmedilmesi hukuka aykırıdır
-
Tarih: 19.03.2025
-
-
Manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın HMK mad. 326/2 “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’da yer alan mülkiyet hakkına ve hak arama özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle hukuka aykırıdır.
-
Tarih: 14.03.2025
-
-
Mükellefin sahte belge düzenleme fiiline nasıl ve ne şekilde iştirak ettiğinin açık ve net bir şekilde ortaya konulamadan sadece mükellef kurum adına bankadan para tahsilatı yapmış olduğundan yola çıkılarak sahte belge düzenlemek amacıyla hareket ettiği sonucuna varılamaz
-
Tarih: 12.03.2025
-
-
Sahte olduğu iddia edilen faturalardan kanaat edinecek miktarda fatura temin edilerek bu faturaların müvekkile gösterilmesi ve yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulduğunda kendisine ait olmadığını söylemesi halinde;faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir
-
Tarih: 12.03.2025
-
-
“Seri Muhakeme” ve “Basit Yargılama”ya ilşkin hükümlerin “Sağır ve Dilsizler” açısından uygulanmayacağına ilşkin CMK md. 250/12 ve 251/7 AYM tarafından Anayasaya aykırı görülerek iptal edildi
-
Tarih: 10.03.2025
-
-
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Ek 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “…ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği tarihteki parasal sınır esas alınır.” bölümünün Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi
-
Tarih: 06.03.2025
-
-
Faturaları düzenleyen ve kullanan mükellefin yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığına ilişkin belgeler getirtilmeden ve mal ve para akışını gösteren ticari defter ve belgeleri karşılıklı incelenmeden kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırıdır
-
Tarih: 27.02.2025
-
-
Defter ve belge isteme yazısının ve tebliğ belgesinin ilgili vergi dairesinden getirtilerek dosya arasına konulmadan hangi belgelerin hangi amaçla ne zaman istendiğinin, istemin 5 yıllık saklama süresi içerisinde yapılıp yapılmadığının tespit edilmemesiyle eksik inceleme sonucu kurulan hüküm hukuka aykırıdır.
-
Tarih: 25.02.2025
-
-
Case of Dilek Genç v. Türkiye
-
Tarih: 11.02.2025
-