• Tarih: 17.03.2022
  • Yazar: Yargıtay Başkanlığı - 9. Hukuk Dairesi

Arabuluculuk Dava Şartı Mevcut Olmadığı Halde Davanın Esasına Yönelik Hüküm Kurulması İsabetsizdir.

T.C. Yargıtay Başkanlığı - 9. Hukuk Dairesi
Esas No.: 2023/10476
Karar No.: 2023/9999
Karar tarihi: 22.06.2023

TÜRK MİLLETİ ADINA

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bakırköy 35. İş Mahkemesi

DAVACI :

DAVALILAR : 1.

2.

3.

4.

5.

DAVA TARİHİ : 21.02.2019

KARAR : Davanın kısmen kabulü

KANUN YARARINA

TEMYİZ EDEN : Adalet Bakanlığı

Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen alacak davasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

l.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılara ait işyerinde 01.10.2015-16.04.2016 tarihleri arasında kalıp ustası olarak çalıştığını ve günlük 100,00 TL ücret aldığını, ücretin bir kısmının bankadan bir kısmının elden ödendiğini, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmadan feshedildiğini, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunu ileri sürerek ihbar tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve asgari geçim indirim alacaklarının davalılardan

müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili 07.10.2021 tarihli dilekçesi ile ... Şirketi'nin davaya dahil edilmesini, dava dilekçesi, bilirkişi raporu ve talep artırım dilekçesinin bu Şirkete tebliğinden sonra talep edilen alacakların davalı Şirket ile birlikte diğer davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı... Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının, kendi isteği ile işten ayrıldığını, götürü usul

ile haftanın 5 günü saat 13.30’a kadar çalıştığını, brüt 2.000,00 TL ücret aldığını, herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalılar... Şirket,....Şirket ile...Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin ve dava dışı... Şirketinin dahil olduğu adi ortaklık sonucunda X1 Projesinin kaba inşaat kısmını diğer davalıya verdiğini, davacının da diğer davalının işçisi olarak çalıştığını, davalılarla arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

3. Davalı Şirket vekili; X1 projesinin yapımı için... Ortak Girişimi ile bir araya gelerek adi ortaklık oluşturduklarını ancak davalının girişimdeki paylarının tamamını bütün hak ve yükümlülükleri ile birlikte Beyoğlu 15. Noterliğinin 15.07.2015 tarihli ve 09848 yevmiye numaralı “Adi Ortaklık Pay Devri Sözleşmesi” ile Şirket'e devrettiğini, davacının 01.10.2015 tarihinde ... Şirketi tarafından işe alınıp işten 16.04.2016 tarihinde ayrıldığını, davanın ise 11.01.2019 tarihinde açıldığını, açıklanan sebeplerle Şirketin talep edilen alacaklardan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, dava şartı olan arabuluculuk sürecine Şirketin dahil edilmediğini, taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacakların esas yönünden de reddi gerektiğim savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılardan....Şirketi,... Şirketi, .... Şirketi ile ... Şirketi’nin adi ortaklık kurarak dava dışı bir Şirkete ait İstanbul, Beylikdüzü'nde kain inşaatın bir kısmı olan kaba yapı işini diğer davalı ... Şirket' e verdikleri, kaba yapı işini veren Şirketlerin adi ortak olduğu anlaşılmakla ...Şirketi'nin davaya dahil edildiği, davalıların asıl işveren olarak tescil edildiklerinin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından da anlaşıldığı, işin tamamının değil sadece kaba yapı kısmının verilmesi karşısında, davalılardan ... Şirketi,Şirketi,..... Şirketi ile Şirketi’nin asıl işveren, davalılardan ... Şirketi’nin ise alt işveren olduğu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca davalıların, işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesi karan kesin olarak verilmiştir.

IV. KANUN YARARINA TEMYİZ

A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen karamın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri

Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 07.12.2018 tarihli arabuluculuk tutanağında davalı Şirketi'nin arabuluculuk sürecine dahil edilmediği, kamu düzeni kapsamındaki 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3 üncü maddesindeki arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediği gibi aynı zamanda, davalı Şirketler arasında adi ortaklık niteliğinde bir hukuki ilişki mevcut olduğu, para alacağına ilişkin davada davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, bu sebeple ...Şirketi'nin davaya dahili davalı olarak eklenmesi mümkün olmadığından, bahsi geçen davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek anılan kararın kanun yararına temyizen incelenmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, konusu para alacağı olan davada adi ortaklardan birinin davaya dahil edilmesinin mümkün olup olmadığı ve arabuluculuk dava şartının sağlanıp sağlanmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.

2. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.

3.7036 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şu şekildedir:

"(1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."

4. Dairemizin 08.06.2021 tarihli ve 2021/5889 Esas, 2021/10000 Karar sayılı karamda adi ortaklık aleyhine açılan davalara ilişkin ilkeler şu şekilde belirlenmiştir:

Taraf ehliyeti, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır Buna göre; medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek yada tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 520 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620) ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur.

Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Adi ortaklığa karşı açılacak davalar yönünden ise; ikili bir ayrım yapmak gerekecektir. Davanın konusu paradan başka bir şey ise davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı), davanın konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları yada tümüne karşı (ihtiyari dava arkadaşlığı) dava açılabilecektir. "

5.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 620 ila 645 inci maddeleri.

6. 6098 sayılı Kanun'un "Temsilin sonuçları" kenar başlıklı 638 inci maddesinin ilgili kısımları şu şekildedir:

"Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur.

Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar."

7. 6098 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesi ise şöyledir:

"Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder".

8. Dairemizin 21.12.2020 tarihli ve 2017/20491 Esas, 2020/19203 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 638. maddesine göre; ortaklık sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça adi ortaklar birlikte ya da temsilci vasıtasıyla üçüncü kişilere karşı deruhte etmiş oldukları borçlardan müteselsilen sorumlu olurlar. Bu hükme göre alacağa ilişkin bu davanın adi ortakların müteselsil sorumluluğuna dayalı olarak her birine karşı açılması mümkündür."

3. Değerlendirme

1.Somut uyuşmazlıkta davacı, davalı Şirket, ....Şirket, ...Şirketi'nin asıl işveren, diğer davalı ... Şirketi'nin alt işveren olduğu iddiasıyla işçilik alacaklarının davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

2. Yargılama sırasında davalı Şirketi, Şirketi, Şirketi ile dava dışı... Şirketi arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu tespit edildiğinden anılan Şirket davaya dahil edilerek yargılama sürüdürülmüş ve netice olarak hüküm altına alınan alacakların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

3. İlamın İlgili Hukuk bölümünün (4) numaralı paragrafında yer verilen kararda da belirtildiği gibi, adi ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine açılan davanın konusu para ise davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması zorunlu değildir. Bu halde ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları ya da tümüne karşı dava açılabilecektir. Keza ortaklar arasında mecburi dava

arkadaşlığından değil ihtiyari bir dava arkadaşlığından söz edilebilir.

4. Dava işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin olup konusu para olan davada adi ortaklar arasında zorunlu bir dava arkadaşlığı söz konusu değildir. Bu durumda Mahkemece dava dışı adi ortağın davaya dahil edilmesi ve bu Şirket aleyhine hüküm kurulması yerinde değildir.

5. Kaldı ki somut olayda dava dışı ... Şirketi aleyhine sürdürülen bir arabuluculuk faaliyeti bulunmamaktadır. Davanın açıldığı tarih itibarıyla arabuluculuk dava şartı olup anılan Şirket bakımından arabuluculuk dava şartı da gerçekleşmemiştir. Mahkemece bu Şirketin davaya dahil edilmesi hatalı olduğu gibi arabuluculuk dava şartı mevcut olmadığı halde davanın esasına yönelik hüküm kurulması da isabetsizdir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,

Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

https://www.aslanpinar.combilgi-bankasi/kararlar/arabuluculuk-kararlari/arabuluculuk-dava-sarti-mevcut-olmadigi-halde-davanin-esasina-yonelik-hukum-kurulmasi-isabetsizdir

https://www.aslanpinar.com/bilgi-bankasi/kararlar/arabuluculuk-kararlari/arabuluculuk-dava-sarti-mevcut-olmadigi-halde-davanin-esasina-yonelik-hukum-kurulmasi-isabetsizdir

Diğer Kararlar