• 07.06.2024
  • Av. Arb. Dr. Y.Burak ASLANPINAR

Alacaklı Yasal Faiz Yerine Enflasyon Farkını İsteyebilir Mi? / Güncel Anayasa Mahkemesi Kararı

Alacaklı Yasal Faiz Yerine Enflasyon Farkını İsteyebilir Mi? / Güncel Anayasa Mahkemesi Kararı

Borçtan korkma, alacaktan kork demiş atalarımız. Tam da sanki bu dönemi anlatmışlar. Enflasyonist bir dönem.

 Dolayısıyla borcunuza eğer yüksek faiz işlemiyorsa bir taraftan karlı bile çıkabiliyorsunuz. Borcunu ödemeyen maalesef karlı duruma geçiyor. Alacaklıysa mağdur oluyor.

 

Özellikle 1 Ocak 2006'dan ta 1 Haziran 2024'e kadar uygulanan yasal faizin sadece %9'da kalması. Maalesef ne olacak ya %9 faiz işler diyen borçları karşımıza çıkardı. Alacakları alacaklarını alamayabildiler.

 

Maalesef durum böyle oldu. Bunu peki yargı engelleyebilir mi? Yargı kararlarıyla en azından alacakların hakkı savunulabilir mi? İşte çok yeni bir Anayasa Mahkemesi kararı buna işaret etti. Belki de bir çok konuda öncü de olabilir.

 

18 Nisan 2024 tarihli Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararı diyor ki sen evet bir faiz oranı var. Bu yasal faiz oranı, kanuni faiz oranı, Karun'da bu yazıyor. Ama bir taraftan da alacaklığının mağduriyeti var, enflasyona karşı yenilme durumu var.

 

Burada bir denge oluşması lazım, adil bir denge olması lazım. Burada söz konusu kararda borçlu kamu, kamunun yararıyla mülkiyet hakkı arasında bir denge oluşması lazım. Enflasyon oranları belki de %100'den fazla olduğu dönemler var.

 

Bu dönemlerdeki ilgili karar 17 yıllık bir süreci anlatıyor. Bu dönemlerde sadece kanuni faizle buradaki hak ihlalinin ve mağduriyetin giderilmesi mümkün olamayabiliyor. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi demiş ki buradaki zararı gidermek için kanuni faizin üstüne de bir miktar ödenmesi gerekir.

 

İlgili süreç bir idari yargı süreci, tam yargı davası. Tazminat talep edilmiş, tazminat yetersiz. Bu tazminatın üzerine evet biz burada para değer kaybetti, bunun farkını da istiyoruz diyorlar ve Anayasa Mahkemesi de evet haklısınız diyor.

 

Mahkemeye yeniden yargılama yapsın. Buradaki karşılığı da ödesin diyor bireysel başvuru kararında. Anayasa Mahkemesi kararının önemli spot cümlesi şöyle.

 

Alacağın değer kaybına uğratılmasında alacaklığa aşırı bir külfet yüklenmiş oluyor. Bu külfetin dengelenmesi gerekiyor. Dengelenmek için tabii ki bir bedel tespit edilmesi gerekir.

 

Anayasa Mahkemesi bu bedel tespitine tam olarak girmemiş. Yani evet şu oran olması gerekir dememiş. Aslında çok da doğru.

 

Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da bu belirtiliyor. İlla şu oran denmemeli, döneme göre değişebilir. Hatta kişiye göre bile değişebilir.

 

Yani bir vatandaşla bir ticari şirketin arasında fark oluşabilir. Paranın değer kaybı ve değerlendirilme ihtimalini de ortaya konması gerekiyor. Bu bir tazminat davası.

 

Anayasa Mahkemesi'nin daha önce benzer nitelikte kararları vardı. Örneğin verginin iadesine ilişkin bir dava açmışsınız. Verginin iadesinde kanunlu yasal faiz işletilebilir mi? Belki kanuna göre böyle görünüyor ama çokça karar var.

 

Diyor ki sen devlet olarak alacağını, vergi alacağını yüksek faizle istiyorsan bunu haksız yere aldıysan iade ederken de veya iadeyi gerçekleştirmezken de en azından benzer oranda faizi işletmelisin. Burada işte gecikme faizi ya da teheccül faizini görebiliyoruz çeşitli tarihlerdeki kararlarda. Yine kamulaştırma bedelinin ödenmesinde faizin daha yüksek olması lazım.

 

Yine sosyal güvenlik alacağına ilişkin kararlardan bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi'nin. Yine devletten olan ihale alacağında da bunu görebiliriz.

 

Bir başka Anayasa Mahkemesi kararı da deprem nedeniyle ödenmesi gereken tazminat. Burada da yine ödenen tazminatın enflasyona karşı değer kaybetmesi halinde bunun daha da arttırılması gerektiği belirtilmiş. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararın gerçekten önemli olduğunu, önemli sonuçlara gebe olabileceğini düşünüyoruz ama maalesef Anayasa Mahkemesi'ne başvuru süreci ve onun sonucu da çok uzun sürüyor.

 

Örneğin bu karar 2020 başvuru tarihli kararın çıkması 2024. Burada da 4-5 yıllık süreçleri bulabiliyor maalesef. Belki bu konuda bir düzenleme yapılabilir.

 

Devlet alacaklarında %50'nin üzerinde faiz alırken kişilerin arasındaki alacakta veya devletin bazı ödeyeceği konularda %9 şimdi belki %24 faizden bahsediyoruz. Bu oranlar düşük kalıyor. Bunlara ilişkin daha tatmin edeceği adilane bir düzenleme kanunla belki yapılmalı.

 

Belki başka şeylere endekslenmeli. Her seferinde güncellenmek yerine bu çözümler düşünülebilir. Yoksa o atalarımızın dediği gibi borçtan korkma, alacaktan kork.

 

Maalesef gerçek oluyor. Gerçeğe dönüşmüş oluyor. Biz şunu isteriz.

 

Hani çok bildiğimiz başka bir atasözü. Borç yiğidinin kamçısıdır. Yani borcunu ödemek için çok çalışsın, azimli olsun.

 

Çünkü borç ciddi anlamda bir yük oluşturabilir. Keşke böyle bir bakış açısı kazanabilsek. Alacaklar da alacaklarını adil bir denge içerisinde tazmin etseler.

 

Bu ve buna benzer güncel hukuki gelişmeler, yine mali konularla ilgili içeriklerle karşınızda olacağız. Kanalımızı takipte kalın. Görüşmek üzere.

https://www.aslanpinar.comyayinlarimiz/egitim-ve-etkinlikler/alacakli-yasal-faiz-yerine-enflasyon-farkini-isteyebilir-mi-guncel-anayasa-mahkemesi-karari

https://www.aslanpinar.com/yayinlarimiz/egitim-ve-etkinlikler/alacakli-yasal-faiz-yerine-enflasyon-farkini-isteyebilir-mi-guncel-anayasa-mahkemesi-karari

Diğer Makaleler